Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, hükümet ile yüksek yargı arasında devam eden çatışma ve tartışmanın aslında sistemin yapısından kaynaklandığına dikkat çekerek, bu kaos ve krizin kökünden çözülmesi için 5 maddelik bir teklif getirdi. Kurtulmuş, ABD’de Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili karar karşısında ise, hükümete acilen yapması gereken 3 öneride bulundu.
Saadet Partisi Lideri Kurtulmuş, partisinin Afitap Kültür Merkezi’ndeki il başkanları ve il müfettişleri toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarıyla iyice tırmanan yargı krizini değerlendiren Kurtulmuş, konuyu 5 maddede değerlendirdi.
YARGI KRİZİNİ AŞACAK 5 SORU
1-Gerçekten TBMM, anayasa değişikliği yapabilir mi? Evet. Bize göre TBMM, bütün demokratik eksikliklerine ve siyasal üslup bakımından olgunlaşmamasına rağmen, halk tarafından meşru bir Meclistir. Yenisi gelene kadar, milletin temsilcisidir. Dolayısıyla kimse Anayasa veya yasa yapamaz diye suçlayamaz. Çünkü bu, demokrasiyi eksik anlamaktır. Bu Meclis, Anayasa ve yasa değişiklikleri yapabilir. Türkiye’nin kapsamlı bir anayasa reformuna ihtiyacı vardır. Bu reform asla geciktirilemez. Mevcut TBMM’nin en temel görevi, bu reform adımlarını atmaktır. Türkiye’de, yeni, çağdaş ve katılımcı bir anayasaya ihtiyaç var. Bundan sonra Türkiye ya krizler ve kaosların ülkesi olmaya devam edecektir, ya da köklü bir reform sürecine girecektir. Bir yol ayrımına gelmiştir. İnşallah bu tartışmaları milletin önünü açacak bir reform sürecini başlatır.
2-Sorunun esas mahiyeti nedir? Devlet-millet uyuşmazlığı mı? Evet, ama eksik. Kurumlar arası çatışma mı? Evet doğru ama eksik. Türkiye’deki kaosların, krizlerin esas nedeni, siyasal sistemin yapısından kaynaklanmaktadır. Sistemin adı, her ne kadar adı demokrasi de olsa, açık bir bürokratik oligarşidir. Türkiye’de millet tarafından seçilmemiş ve denetlemeyen kuruluşlar, sistemin üzerinde vesayetçi bir yapı oluşturmaktadır. Sorun, bu yapının nasıl değiştirileceğidir. Sorun, bu vesayetçi yapının nasıl demokratik bir yapı oluşturulacağıdır. Yoksa krizleri tek tek ele alırsak, sorunu asla çözemeyiz.
Vesayetçi sistemden neyi kastediyoruz? TBMM, yasama yetkisine sahiptir. Ama bu yetki, ne yazık ki, esas ve şekil bakımından Anayasa Mahkemesi tarafından alınmıştır. Yürütme çok başlı şekilde, çeşitli organlar arasında paylaşılmaktadır. Askeri terfiler YAŞ’ta, iç ve dış güvenlik konuları MGK’da, yargı bürokrasine ilişkin bütün işler HSYK’da, yükseköğretimi planlama, yönetme ve koordine etme YÖK’te, para politikalarını yönetimi ve tayini MB’de, stratejik ekonomik konularındaki yönetim de bağımsız üst kurullardadır. Bakanlar Kurulu ise, bu sınırlar çerçevesinde hareket etmektedir. Ayrıca Bakanlar Kurulu’nun bütün işlemleri Danıştay tarafından kontrol edilmektedir. Bu sistem, milletin içinde olmadığı bir sistemdir. Esas mesele, bu yapının değiştirilmesidir.
3- Vesayetçi yapıdan çıkış yolu nedir? Buradan çıkış yolu, bu kurum ve kuruluşların başına veya içine, Ahmetleri alıp Mehmetleri koymak değildir. HSYK’da o Ahmet yerine bu Ahmet olsa ne fark eder? Ya da YÖK’ün başında o olsa ne olur, bu olsa ne olur? Bu yapı içerisinde herhangi bir şekil veya isim değişikliğinin ne anlamı vardır? Yapılması gereken; yeni, çağdaş ve demokratik bir anayasa ile çıkış yolu bulmaktır. Bir ülkenin siyasi topografyasını dört metin belirler: Anayasa, meclis içtüzüğü, siyasa partiler yasası ve seçim yasası. Bu dört metin, millet tarafından yapılıyorsa, o ülkede demokrasi vardır. Ama yapılar millet iradesine kağıt üzerinde söyleyip gerçekten ortaya koymuyorsa, o ülkede sözde bir demokrasi var demektir. O halde, çıkış yolu; bu ülkenin siyasal topografyasını düzeltmekten geçiyor.
4- Bunu kim yapacak? Yapacak olan milletin bizatihi kendisidir. Açın milletin önünü, bu anayasayı millet yapsın. Anayasa tartışmalarında, iktidar ve muhalefet partilerini gördünüz. CHP ve MHP, en başta Anayasa değişikliğine müsaade etmeyeceğini söylüyor. 22 Temmuz’da yeni Anayasa yapması için milletin oy verdiği iktidar partisi ise, toptan Anayasayı değiştirmeyecek. Anayasa’da birkaç tane rötuş yapıp, bunu milletin önüne getireceğiniz diyor. Bu şuna benziyor: Deprem’de hasar görmüş bir bina. Bu binanın önce çelik konstrüksiyonla sağlamlaştırılmaya ihtiyacı vardır. Sen onun yerine pencerenin rengini beyaz mı yapalım krem rengi mi yapalım, bunun tartışmasını yapıyorsun.
Yıllardır bu ülkenin insanlarına, siz bu ülkenin kiracısınız deniliyor. Önünüze konulan metinler, başta anayasa olmak üzere sizin kira kontratınız diyorlar. Bu millet, bu ülkenin kiracısı değil ev sahibidir. Ve ev sahibi millet de, kendi anayasasını yapacaktır.
5-Millet, Anayasa’yı nasıl yapacak? Türkiye’deki mevcut yapılar arasındaki sıkışıklığı açmanın yolu, Anayasa yapması için milletin önünü açmaktır. Anayasa yapıcı bir Meclis oluşturmaktır. Dar bölge, tek milletvekilliği ile seçilecek milletin doğrudan temsilcileriyle, uzlaşma Anayasasını yapmaktır. Elitler, uzlaşmayı kapalı kapılar ardında aramasın. Uzlaşmayı, bu millet kendisi ortaya çıkarsın. Bundan başka da, bu yapıyı değiştirecek bir yol yoktur. Bu Kurucu meclisin vazifesi, sadece Anayasa yapmak olacak. 1 yıl içinde anayasayı yapacak. Bu tasarıyı da millete sunacak. Ve bu metin, milletin yeni Anayasası olacak.
Türkiye de bu süreçte, illa bir referanduma gidecekse, Anayasanın 175.maddesini götürmek ve milletin Anayasayı nasıl yapacağını ortaya koymaktır.
Türkiye’nin sivilleşmesi ve demokratikleşmesinin bundan başka yolu olmadığını kaydeden Kurtulmuş, yargı-hükümet, asker-sivil hakimiyet tartışmalarının yanlışlığına işaret ederek, “Bunların hiçbirisi diğerine hakim olmasın. Bunların hepsi, vazifesi ayrı olan organlardır. Hepsi, milletin emrinde olsun. Hepsinin işleyişine, sadece milletin kendisi hakim olsun” diye konuştu.
ERMENİ AÇILIMI İÇİN ÜÇ ÖNERİ
Saadet Lideri Kurtulmuş, ABD’de Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde Ermeni soykırım iddialarına ilişkin tasarının kabul edilmesini de değerlendirerek, her yıl temcik pilavı gibi gündeme getirilen bu meselenin yıllardır Türkiye üzerinde siyasal baskı oracı olarak kullanıldığını söyledi.
Bu sorunun bir asır önce dış güçler ve derin çetelerin yaptığı Müslümanlar ve Ermenilere ilişkin katliamların aydınlatılması için değil bölgenin önemli bir ülkesi olan Türkiye’nin üzerinde siyasi kontrol mekanizması kurmak için gündeme getirildiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Asırlardır, Milleti sadıka olarak isimlendirdiğimiz Ermenilerle, Osmanlı arasındaki problemi çözmek istemiyorlar. Herkes buradan Türkiye üzerine nasıl bir baskı kurarız telaşındadır. Ama bu anlamsız ve boş bir uğraştır. Asla hiçbir şekilde sonuç vermeyecektir” dedi.
Tasarının kabul edilmesinde söylenin aksine Ermeni lobisinin değil bizzat ABD yönetiminin etkisi olduğunu söyleyen Kurtulmuş, “Bazıları şöyle söylüyor. ABD’de Ermeni lobisi çok kuvvetlidir. Ermeniler, Temsilciler Meclisini kullanıyor. Böylece ABD’lileri yönlendiriyor. Ancak Ermeni lobisi mi ABD’yi kullanıyor, yoksa ABD yönetimi mi el altından Ermeni diasporasını kullanıyor burası açık değildir. Görünen o ki ikincisi daha doğru. ABD yönetimi, Ermeni diasporasını kullanarak, bu süreçleri yönlendiriyor” dedi.
ABD’de evet oyu veren milletvekillerine de hatırlatmada bulunan Kurtulmuş, “İlla bir soykırım arayacaksınız, biraz geriye gidin. ABD’de Federal hükümet kurulmadan önce Amerikalı Kızılderililere ne tür soykırımlar yapıldı bunu araştırın” diye konuştu.
Bu süreçte izlediği politika nedeniyle Hükümeti de eleştiren Kurtulmuş, “ Hükümet, bu süreç içinde eksik işler yapmıştır. Ermenistan açılımı konusunda, hazırlıksız ve iyi planlanmamış bir süreci başlatmışlardır. Komşularla sıfır problem iyi bir temennidir. Ama sadece sizin istemeniz yeterli değil. Komşularınız istemiyorsa, taviz vermekten başka şey değildir” dedi.
Kurtulmuş, ABD Meclisi’nde alınan karar karşısında Türkiye’nin atacağı adımları 3 maddede sıraladı:
1-İmzalanan protokoller başta olmak Ermenistan açılım süreci bir müddet tehir edilmedir. Türkiye’nin sürece hakim olması açısından bu çok önemlidir
2- ABD ile stratejik müttefikliğin yeniden gözden geçirileceği, Hükümet tarafından cümle aleme ilan edilmeli. Türküde söylendiği gibi sana sevdanın yolları bana kurşunlar. Bu ne biçim stratejik ortaklık?
3-Hükümet, bütün muhalefet partileriyle görüşme sağlayarak; bu konuda ciddi, yeni, tutarlı ve milli bir Ermenistan stratejisi oluşturmalıdır.
MAHMUTPAŞA ARAŞTIRMASI
Ekonomik durumu Mahmutpaşa’da partisinin yaptığı bir araştırmanın sonuçlarıyla ortaya koyan Saadet Lideri Kurtulmuş, “Türkiye’de uygulanan yanlış ekonomik politikalar nedeniyle tezgah dağılmıştır” dedi. Partisinin İstanbul teşkilatı tarafından Mahmutpaşa’da yapılan araştırmanın da bu sonucu açıkça ortaya koyduğunu kaydeden Kurtulmuş, İstanbul’un en büyük ticaretin merkezi olan Mahmutpaşa esnafının yüzde 25’ine denk gelen 260 işyerinin bizzat ziyaret edilip ekonomik durum ile bilgi alındığını kaydetti.
Araştırma sonucunda çok çarpıcı rakamların ortaya çıktığını ifade eden Kurtulmuş, öncelikle ‘Mahmutpaşa’da kriz var mı?’ sorusuna kriz yok diyenlerin oranının sadece yüzde 7’de kaldığını, kalan yüzde 93’ünün ise ‘kriz var’ dediğine dikkat çekti. Kurtulmuş, “Bu çok büyük bir rakam. Krizden herkesin etkilendiğini gösteriyor” dedi.
Kurtulmuş, ‘Ekonomik kriz, işlerinizi nasıl etkiledi?’ sorusuna beş seçenekli cevapta ‘kötü ve çok kötü’ seçeneğini işaretleyenlerin oranının yüzde 90,2 olduğunu kaydetti. Yine ‘Kira gibi sabit giderlerinizi zamanında ödeyebiliyor musunuz?’ sorusuna Mahmutpaşa esnafının sadece yüzde 35’inin ‘zamanında ödeyebiliyorum’ diye cevap verdiğini kaydeden Kurtulmuş, “Geri kalan yüzde 65’i zamanında ödeyemiyorum diyor. Bunların yüzde 10’u da haciz ve icra gibi yasal takip altında olduğunu söylüyor” dedi.
Kurtulmuş, alacaklarını zamanında tahsil edemeyenlerinin oranının ise 80 civarında olduğunu belirterek, kriz dönemlerinde kepenk kapatma oldu diyenlerin yüzde 80, ‘Sorunlarınızı kimler dinliyor’?’ sorusuna ise ‘Hiçbiri’ diyenlerin oranının yüzde 88.5 olduğunu vurguladı.
En önemli sorunun ise ‘Sizce Türkiye’de ekonomiyi en çok kim yönlendiriyor?’ olduğunu kaydeden Kurtulmuş, “ Beş tane seçenek var: Hükümet, ABD, IMF, AB ve millet. Hükümet ve millet diyenlerin toplamı yüzde 25’dir. Halkın yüzde 75’i Türkiye ekonomisini, başkalarının, dışarısının yönlendirdiğine inanıyor. İşte Saadet Partisi’nin milli bir ekonomi stratejisinin ne kadar önemli olduğu burada ortaya çıkıyor” diye konuştu.
CHP’YE ÇARŞAF ELEŞTİRİSİ
Numan Kurtulmuş, bazı CHP’lilerin Mersin’de çarşaf yırtma eylemlerine sert tepki göstererek, “Mersin’de; bu milletin inançlı insanlarının, hatta inançlı atalarımızın, ninelerimizin istiklal harbinde sembolü olan çarşafı alıp yırtarak, ayaklar altına alarak çiğnediler. Bundan daha büyük bir aymazlık, terbiyesizlik olmaz. Bu millete, bundan büyük hakaret edilecek başka bir şey olamaz. Şimdi düzeltmeye çalışıyorlar. Ama önce, bu genetik yapınızdaki bozukluğu düzeltin. CHP, iki de bir cumhuriyeti biz kurduk demeyi biliyor. Siz cumhuriyeti kuran halk partisi değilsiniz. Cumhuriyeti kuran CHP, çarşaflı kadınların mücadelesi üzerinde yükselmiştir. Biraz kendi tarihinizi ve bu milletin tarihini okuyun. Bu milletin değerleriyle dalga geçerek, milletle zıtlaşmaktan vazgeçin. Bu gerçekten anlamsız, faydasız bir iştir. Ve asla milletimizin çoğunluğu tarafından kabul edilebilecek bir şey değildir. Biz Saadet Partisi olarak, bu ülkenin çarşaflı insanlarının da, başı açık insanlarının da, başörtülü, mini etekli ve kot pantolonlu insanlarının hepsinin bu ülkenin özgür ve eşit yurttaşları olduğuna inanıyoruz. Hiç kimsenin inançları dolayısıyla kıyafet tercihleriyle şu ya da bu şekilde dalga geçme ve onları tahkir etme hakkı yoktur” dedi.